• 3837
    PAYLAŞIM

Yenilenebilir Enerji, Yenilenemeyen Müşteri

Enerji Depolama 12 EYLÜL 2014 CUMA
Kerem Çomoğlu

Yurtdışı Satış Yöneticisi

Yenilenebilir Enerji, Yenilenemeyen Müşteri

Düşük dozda veriyle başlayalım… 2014 yılı verilerine göre Türkiye’nin enerji kaynaklarındaki ‘yerlilik` oranı yüzde 28, ithalat bağımlılığı ise yüzde 72’ler civarında. Elektrikteki kurulu gücümüz 64 bin megavatı geçerken,  tüketimimiz ise 245,5 milyar kilovat/saatlik seviyede. Bu tüketimin yüzde 40’ının binalarda gerçekleştiğini biliyoruz. Yani iş yerlerimiz, üretim tesislerimiz, kamu binaları ve evlerimizde tüketimin önemli bir kısmını bizzat bizler gerçekleştiriyoruz. Konu bu noktaya geldiğinde, çoğunlukla tasarrufa bağlanıverir, çok da idealdir aslında. Ama biz başka bir açıdan konuyu inceleyeceğiz Enerji Perakendeciliği CO2 emisyonu, akıllı binalar, bina yönetimi, bina verimliliği, alternatif enerji, enerji tasarrufu,  ekolojik tesisler, biyokütle, eko etiket, A sınıfı enerji, elektrikli otomobil gibi kavramlarla hayatımıza göbekten giren enerji verimliliği ve enerji, acaba gerçek anlamda ne zaman perakende bir ürüne dönüşecek

Ne demek istiyoruz? Bir ürün olarak enerji, küçük parçalara bölünerek son kullanıcıya satılabiliyor. Fakat yıllık kullanım kotaları düşürülerek tam rekabet piyasa yapısına sahip, tüketiciye alternatif servis sağlayıcıların ulaşabildiği, rekabetin oluştuğu, ürün ve paket seçimleri sunulabilen, farklı ödeme seçenekleri vaat eden, fiyat dışındaki tanınmışlık, bilinirlik ve algı gibi olguların satın alma süreçlerinde anlam sahibi olduğu bir noktaya ne zaman varacaktır? Yani; tüketiciye enerjiyi farklı opsiyonlarla, farklı şekillerde, uygun yerlerde ve çekici bir şekilde sunulabilir hale getirebilmek kimlere nasip olacak? Mevcut yasal engellemelerin de ortadan kalkmasıyla ne zaman tüketicinin adı abone değil müşteri olacak? 

Bireysel ve ticari müşterileri için elektrik, gaz ve su gibi enerji hizmeti sağlayan 400’ün üzerinde şirketin olduğu ABD’deki uygulamalar bu anlamda örnek teşkil edebilecek nitelikte. Mesela, New York New Jersey eyaletlerindeki enerji sağlayıcı şirketlerden PSE&G’nin yaptığı gibi, ticari ve bireysel müşterilerine (abonelerine değil) güneş enerjisi (solar) sistemlere geçişlerde uzun vadeli fon (kredi) sağlayıp, güneş enerjisi altyapısı kurulumlarına teknik ekip desteği verilerek enerji verimliliği gerçek anlamda teşvik edilebilir. Böylelikle şebekenin enerji ihtiyaçları abonelerin finansmanıyla ve yenilebilir kaynaklar yoluyla karşılanabilir. Yine aynı şekilde Enerji ve Çevre Bakanlıklarıyla ortaklaşa projeler geliştirerek yerel dağıtıcı firmalar yoluyla akıllı evler, eko etiket çalışmaları ve enerji dostu ısıtıcı-soğutucular için ortaklaşa kampanyalar ve projeler gerçekleştirilebilir. Ülkemizin enerji kaçak oranlarının çok yüksek olduğu bölgelerde bile çabuk ve karlı özelleştirmeler yapabilen merkezi elektrik dağıtım şirketlerinin varlığı gösteriyor ki, enerji dağıtım işi her tür proje ve gelişime olanak sağlayacak bütçe ve karlılık yapısına sahip. Yine aynı şekilde kaçak oranlarının azaltılması, hizmet alanlarının çeşitlendirilmesi gibi sebeplerden ötürü gelişime açık bir iş kolu olarak görülüyor. Tüketiciye seçme, bağ kurma, içselleme, bağlılık yaratma fırsatı oluşturabilen bu tür projeler ile yeni iş planları geliştirilerek, ek kar ve katma değer sağlanmalı, iletişimi yapılabilir projeler hayata geçirilmelidir. Enerji alanında perakende dağıtım yapan firmalar, marka yatırımlarına yönlenerek planlı ve stratejik markalaşma süreçlerine hızla kaynak ayırmalı ve bu alanda yatırım yapmalıdırlar. Tüketici, abone formundan çıkmaya başladığında artık tüm pazarın potansiyel müşterisi pozisyonuna gelecektir. Bu durumda algı, bilinirlik ve erişilebilirlik gibi vazgeçilmez Marka ve Pazarlama İletişimi bileşenleri, satın alma karar sürecinde müşteri nezdinde önem ve anlam kazanacaktır. Motto: Satılabilir değil, satın alınabilir ürünler – hizmetler üret. Aboneler değil, sadık müşteriler yarat.

Yorumları Oku
Siz de fikrinizi paylaşın
Güvenlik kodunu giriniz