• 922
    PAYLAŞIM

Çocukluğumdan beri en büyük hayalim iyi bir arabaya binmekti

Bakış Açısı 1 ŞUBAT 2018 PERŞEMBE
Hüseyin Sayın

Marka ve Dijital Pazarlama Uzmanı

Çocukluğumdan beri en büyük hayalim iyi bir arabaya binmekti

HS: Öncelikle tekrardan teşekkür ediyoruz vakit ayırdığınız için bu temponuzda.

Ben teşekkür ederim. Seve seve,

HS:  Bize biraz Doğa Rutkay’dan bahseder misiniz? Nasıl tanımlarsınız, birkaç kelime ile sizi özetlemek istersek?

Hayatı, yaşamayı ve insanları seven, tüm derdi kendiyle olan, paylaşımcı, üretken, mutlu olmak için yaşayan ve karşındakini mutlu etmeyi seven bir insanım…  Basit, sıradan bir canlıyım.

HS: Ekrandaki Doğa Rutkay ile sosyal medyadan takip ettiğimiz Doğa Rutkay arasında neredeyse hiçbir fark yok.

Özel hayatım tabii ki var ama genel olarak ekran ile sosyal medyadaki Doğa arasında fark yok. Bu konuda şöyle düşünüyorum; sosyal medya bana hiçbir zaman hükmetmeyecek. Ben sosyal medyaya hükmedeceğim.

Sosyal medya kişinin televizyonu, kişinin gazetesi diye düşünüyorum. Yani benim özel dergim gibi orası, yayınım, ekranım gibi. 7/24 açık ve kendimi en doğru şekilde ifade edebildiğim bir yer. Biri beni eleştirirse ben oradan cevap verebilirim, biri beni yanlış tanımlarsa ben oradan doğrusunu söyleyebilirim, biri benimle ilgili hakikat içermeyen bir haber yaparsa en doğru şekilde oradan cevap verebilirim. Dolayısıyla orası benim bir uzvum gibi. Doğru kullanıldığı zaman, terbiye içinde kullanıldığı zaman muhteşem bir şey.

HS: Peki Rutkay Aziz’in kızı olmak nasıl bir duygu?

Muhteşem bir duygu. Şimdi bana hep yıllarca dediler; işte ünlü bir babanın kızısın, ne zorluklarını çekiyorsundur, ne zordur vesaire. Ben de dedim ki ben bunun zorluklarını tabi ki yaşadım. Çünkü büyük bir markanın çocuğusunuz. Dolayısıyla hayata 1-0 yenik başlıyorsunuz. Çünkü herkes sizi babanızla kıyaslamaya başlıyor. A bu, o adamın kızı. Ama babası öyle, ama babası şöyle, ama o böyle. Fakat güçlü bir kimliğin olduğu zaman, karakterli bir yapın olduğu zaman bu sorun ortadan kalkıyor. Ben dezavantajı her zaman avantaja çevirdim. Aslına bakarsanız babamın kıymetini her zaman bildim, ondan bir şeyler öğrendim, her şeyi babama danıştım. Şimdi böyle bir profile bakınca aslında ne kadar şanlısıyım diyorum.

HS:  Rutkay Aziz’in kızı olmak ile ilgili herhangi bir baskı hissettiniz mi?

Hiç hissetmedim.  Babamın öyle bir yapısı yoktu zaten. Benim babam baskıcı, otoriter, dediğim dedik, maço bir adam hiçbir zaman değildi.  Benim babam, benim özgürlüğüme, kişiselliğime çok önem veren bir adamdı. O yüzden de ben bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum.

HS:  Oyunculuğa başlama hikayenizden bahseder misiniz?

Ankara Sanat Tiyatrosu babamın tiyatrosuydu. Dolayısıyla şu an sizin izlediğiniz bütün ustalar o tiyatronun oyuncularıydı. Onların hepsi benim abim, ablamdı. Orası benim oyun atölyem gibi bir şeydi. Ben Ankara Sanat’ta büyüdüm. Babamın koyduğu bütün oyunları, babamın yönettiği bütün oyunları izleyerek, sahnedeki provalarda dekorlar yapılırken oralarda dolaşarak, sahnedeki tüm kostümleri giyip, danslar ederek büyüdüm. Dolayısıyla benim zaten başka bir şansım yoktu. :) Tiyatronun içinde doğmuş bir çocuktum.

Hiçbir zaman babamın tiyatrosu var, ben nasıl olsa oyuncu olurum deyip çalışmamazlık yapmadım. Tam aksine konservatuara gideceğim diye inat ettim.

Yüzlerce insanın içinden sınav kazanıp, yani herkesin o inandığı, babası soktu dediklerinin tam tersini yaparak, babamın hiç istemediği bir şekilde – babam konservatuara girmemi istemiyordu, yani tiyatrocu olmamı istemiyordu, sorduğum zaman “ Doğacım çok yıpranırsın, çok acı çekersin” diyordu  -  ben ona inat olsun diye gizli gizli konservatuara girdim ve kazandım. Ondan sonra zaten – şimdi az evvel mesela; konservatuar hocalarımdan biri Can Gürzap içerideydi. Sordum ona; “ilk beni gördüğünüz zamanı hatırlıyor musunuz?” diye. “Nasıl unutabilirim” diyor. Yani çok severek yapıyordum, okula çok severek gidiyordum.

HS:   Yani geçmişteki hocalarınızla bağı koparmıyorsunuz?

Hiç koparmıyorum. Hepsi başımın tacı yani.

HS:  Biyografinizde birçok dizi, tiyatro, vb. filmler var. Ama bir tanesi benim çok dikkatimi çekti. “Dersimiz Atatürk “ filminde Latife karakterini canlandırmışsınız. Atatürk’e bir filmde bile olsa bu kadar yakın olabilmek nasıl bir duyguydu?

Ben bu duyguyu çok daha önceden tatmıştım. Çünkü babam “Cumhuriyet” filmi ve “Kurtuluş” filmlerinin Atatürk’üydü.  Orada da Latife’nin kız kardeşini oynamıştım. Dolayısıyla zaten Atatürk’e yakın olmuştum.

Ayrıca söylemem gerekir ki babamın üzerine ‘Atatürk’ karakterini daha iyi canlandıran birini tanımam. Eğer ukalalık olacaksa da söylerim. Atatürk’ü canlandıran diğer tüm karakterlerde hep bir maske vardır. Benim babam bu fiziği ile ‘Atatürk’e hiç benzememesine rağmen sadece saçını sarıya boyatıp, mavi lens takarak yıllarca bir Atatürk şan’ı yürüttü o filmlerle. O yüzden ben bir tek onu sayarım.

HS:  Dizi, tiyatro, film, sunuculuk gibi aslında birçok kimliğiniz var. Hangisi sizde bir adım öne çıkıyor? Hangisi için “bunu daha severek yapıyorum” diyorsunuz?

Genel olarak hepsini bir bütün olarak görüyorum. Oyunculuk yaptığında çok farklı, masa programı yaparken çok farklı şekilde besleniyorsun. Birisinde dinliyorum, gözlemliyorum, birisinde ezberliyorum, eğleniyorum. Ben hepsini beslendiğim farklı alanlar olarak görüyorum ama tiyatro hepsinden bir adım önde denilebilir.

HS: Güldür Güldür nasıl gidiyor?

Harika gidiyor. Show TV’de beşinci yılımızı doldurduk. Reyting sonuçları da oldukça iyi geliyor. Karşımızda çok baba diziler olmasına rağmen genel olarak 6’ıncı, 7’nci sıralarda oluyoruz.

HS: Güldür Güldür’ün bu başarısını neye bağlıyorsunuz?

Samimiyet. Tamamen samimiyet. Evde izledikleri tipleri, gelip kuliste veya provada görseler, derler ki “aaa bunlar aynı ya.” Gerçekten çok samimi ve birbirini çok seven bir ekibiz. Dolayısıyla herkes birbirini koruyup kolluyor ve bu da ekrana yansıyor. Güldür Güldür’deki en ufak birimden en yüksek birimine kadar herkes birbirine çok açıktır ve herkes işini çok büyük bir aşkla yapıyor. Bunun içerisine bir de akıllı yazarlar girince sonuç kaçınılmaz oluyor.

HS: Tiyatro ile Güldür Güldür farkını nasıl yorumlarsınız?

Tiyatroda aylarca prova süresi vardır, orada canlandırdığın bir metin için aylarca uyku uyumazsın. Biz ise burada bir günde tip çıkartabiliyoruz. Tabi ki bu daha zor, onu da söyleyeyim. Ama bu bir tiyatro oyunu değil. Seyirci Güldür Güldür’e giderken tiyatro oyununa geliyorum gibi bir rahatlıkta olduğunu zannetmiyorum. Güldür Güldür bir Show. Yani seyirci show izlemeye geliyor. Tek ortak yönü, evde seyretmiyor da bilet alıp geliyor. Tiyatro ve Show izlemek arasında farklar mutlaka ki var. Örneğin tiyatroda bir klasik izlemek, çok ustaların oynadığı oyunlar izlemek çok başka şeyler tabi.

HS: Peki Doğa Rutkay’ın araçlarla arası nasıldır? Araçlar hayatınızda sadece bir ulaşım vasıtası olarak mı yer kaplar?

Hayır, arabam benim her şeyimdir. Çocukluğumdan beri en büyük hayalim çok iyi bir arabaya binmekti. Babamın hala arabası yoktur, annem arabadan hiç hoşlanmaz. Ben de toplu ulaşım kullanırım ama benim hayalim hep heybetli bir arabam olmasıydı. Araçlara çok ilgim vardı. Paramı kazandığımda kendime aldığım ilk şey bir araba oldu. Çok güdük bir hayal gibi ama tek istediğim buydu.

HS: Aracınızı siz mi sürüyorsunuz yoksa şoförünüz mü var?

Aracımı hep kendim sürerim, asla şoför kullanmadım. Eşimden dolayı şoförüm olmasına rağmen şoförü hiç tercih etmedim. Kesinlikle şoför kullanamayan bir insanım evet. Arabamı ben kullanmak isterim. Araba, yalnız kaldığım en mükemmel alan benim için. Ağlamamı da gülmemi de öfkemi de her şeyini arabasında yaşayan bir araba bağımlısıyım, gerçekten.

HS:  İnci Akü’yü daha önce duydunuz mu?

Tabi canım :) Türkiye’nin en bilinen akü markalarından bir tanesi.

HS:  İnci Akü olarak Türkiye’de hayata geçirdiğimiz ve ilk olan 444 5 258 ‘Alo Akü’ hattımız var. Bu hizmet hakkında ne düşünüyorsunuz?

Araştırdığım kadarıyla sadece İnci Akü kullanıcılarına değil tüm kullanıcılara hizmet veriyor bu hat. Bu yönden çok başarılı. Akü veya araç ile ilgili böyle bir referans kanalın olması her zaman işi kolaylaştırır. Hayatı yollarda geçen biri olarak bu girişiminden dolayı tüm İnci Akü ailesini kutluyorum.

HS:   Çok teşekkür ederim, bu kadar sıkışık bir zamanda bize zaman ayırdınız.

Ben teşekkür ederim, rica ederim. Sevgiler,

Yorumları Oku
Siz de fikrinizi paylaşın
Güvenlik kodunu giriniz